Vergi Hukuku, Blog

Kanuni Temsilcinin Vergi Borçlarından Sorumluluğu

Giriş: Şirketin Borcu Neden Bana Geliyor?

Bir tüzel kişinin (şirketin) vergi borcu, kural olarak yalnızca o tüzel kişinin mal varlığından tahsil edilir. Ancak kanun, belirli şartlar gerçekleştiğinde, bu borcun kanuni temsilcilerin (müdür, yönetim kurulu üyesi) veya limited şirket ortaklarının şahsi mal varlığına yönelmesine izin vermektedir. Bu, uygulamada en çok karşılaşılan ve en çok mağduriyet yaratan konulardan biridir.

1. İki Ayrı Yasal Dayanak: VUK m.10 ve 6183 Sayılı Kanun Mükerrer m.35

Konuyu düzenleyen iki temel hüküm vardır ve bunların kapsamı farklıdır:

a) VUK Madde 10 — Vergi Aslı ve Cezalarındaki Sorumluluk

Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesine göre, tüzel kişilerin kanuni temsilcileri, şirkete düşen vergisel ödevleri (beyanname verme, defter tutma vb.) yerine getirmekle yükümlüdür. Bu ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve buna bağlı alacaklar, ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerin varlığından alınır.

b) 6183 Sayılı Kanun Mükerrer Madde 35 — Tahsil Aşamasındaki Sorumluluk

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi ise, tüzel kişinin mal varlığından tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan her türlü amme alacağının (sadece vergi değil, tüm kamu alacaklarının), kanuni temsilcilerin şahsi mal varlığından tahsil edilebileceğini düzenler.

2. Sorumluluğun Ön Koşulu: Önce Şirketten Tahsil Denenmelidir

Her iki düzenlemede de ortak ve kritik bir şart vardır: kanuni temsilcinin şahsi sorumluluğuna gidilebilmesi için, önce asıl borçlu olan tüzel kişiden (şirketten) tahsilin tamamen veya kısmen mümkün olmadığının ortaya konması gerekir. Yerleşik Danıştay içtihadına göre idare, şirketin mal varlığını araştırmadan doğrudan kanuni temsilciye yönelemez; bu sıralı (biçimsel) bir sorumluluk türüdür, doğrudan/birlikte sorumluluk değildir.

3. Limited Şirket Ortaklarının Durumu (6183 s.K. m.35)

Limited şirketlerde ayrıca bir başka sorumluluk türü daha vardır: 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre, limited şirket ortakları, şirketten tahsil edilemeyen amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumludur. Pay devri halinde, devreden ve devralan, devir öncesi borçlardan müteselsilen sorumlu tutulur.

4. Tasfiye Halinde Sorumluluk

Tüzel kişinin tasfiyeye girmesi veya tasfiye edilmiş olması, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki döneme ait sorumluluklarını ortadan kaldırmaz (VUK m.10, 6183 s.K. mükerrer m.35). VUK’un 2018 değişikliğiyle eklenen fıkralar uyarınca, tasfiye edilip ticaret sicilinden silinen şirketlerde:

  • Tasfiye öncesi dönem için kanuni temsilciler,
  • Tasfiye dönemi için tasfiye memurları,

müteselsilen sorumlu tutulur; limited şirket ortakları ise tasfiye öncesi döneme ilişkin borçlardan sermaye payları oranında sorumlu olur.

5. Kanuni Temsilcinin Savunma İmkânları

  • Şirketten tahsil imkânının araştırılmadığı (sıralı sorumluluk ilkesinin ihlali),
  • İlgili dönemde gerçekten kanuni temsilci sıfatının bulunmadığı (görevden ayrılma tarihi vb.),
  • Asıl borcun (şirket adına yapılan tarhiyatın) usulüne uygun tebliğ edilmediği ve kesinleşmediği — asıl borç kesinleşmemişse, kanuni temsilciye yönelik takip de dayanaksız kalır,
  • Tahsil zamanaşımının dolmuş olduğu,
  • Kendisine düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediği.

Sonuç

Hakkında ödeme emri düzenlenen bir kanuni temsilcinin ileri sürebileceği başlıca itirazlar:

Kanuni temsilci veya limited şirket ortağı sıfatıyla karşılaştığınız bir ödeme emri, otomatik ve tartışmasız bir sorumluluk doğurmaz. Hem sorumluluğun ön koşullarının (önce şirketten tahsil denemesi) yerine getirilip getirilmediği, hem de asıl borcun kesinleşmiş olup olmadığı titizlikle incelenmelidir. Bu tür bir ödeme emriyle karşılaştığınızda, 15 günlük itiraz süresini kaçırmadan hukuki destek almanız büyük önem taşır.

 

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığınız için dosyanıza özgü hukuki değerlendirme almanızı öneririz.

Kaynaklar: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.10; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.35, mükerrer m.35.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir